Bir zamanlar star Tv de yayınlanan orijinal adı EL-CLONE (Aşkın Peşinde) adlı diziyi ne çok severdim…Youtube’de görünce o günleri hatırladım birden….Hiç bir bölümünü kaçırmadan büyük bir zevkle izlerdim….Filmin Bir kismi Rio de Janeiro diger kismi Fas da Morocco geciyordu.Müslüman bir genç kızın Hıristiyan gence olan aşkı ve yaşadığı pek çok engellere rağmen aşkının peşinden nasıl koştuğunu anlatan bir diziydi…Keşke Star Tv tekrar yayınlasa yine aynı zevkle izleyeceğime eminim:)

Aşk Çeşmesi’ne para atıp dilek dilemeden, Venedik‘te gondolla gezmeden, Milano‘da risotto yemeden ve eğri Pisa Kulesi’ni görmeden İtalya’dan dönmeyin….
Sonbahara veda edip, kışa ‘merhaba’ dediğimiz şu günlerde, canınız gezmek istiyorsa, İtalya’da karar kılmalısınız… Çünkü, İtalya, her köşesinde ayrı bir güzellik, ayrı bir tarih barındırmanın ötesinde alışveriş cenneti olarak da tanınır… ‘Aşıklar Şehri’ olarak bilinen başkenti Roma’dan, dünya üzerindeki en sihirli mekânlardan biri olan Venedik’e kadar konuklarına pek çok güzelliği bir arada yaşatan İtalya; nazlı ve orta yaşlı bir kadın edasıyla baştan çıkarır herkesi…
Aşk çeşmesi / Roma
“Gönlüme göre bir İtalya turu yapayım” diyenlerin genellikle ilk durağı Roma olmalıdır. Tıpkı İstanbul gibi 7 tepe üzerine kurulu olan Roma, sıcak insanları, şık restoranları, kaldırım kahveleri, şık mağazaları ve tarihi çeşmeleriyle dillere destan bir şöhrete sahiptir. Filmlere bile konu olan meşhur ‘Aşk Çeşmesi’ ise Roma’nın en güçlü turizm silahlarından biridir. Her yıl binlerce turistin para atıp, dilek dilediği çeşmenin ‘dilekleri yerine getirme’ gibi bir kerameti olduğuna da inanılır. ‘İspanyol Merdivenleri’ ve aslanlarla gladyatörlerin güreştiği ‘Colleseum’ ise, Roma’yı özel kılan önemli mekânlardır.
Her keseye göresi var
Yaratıcı tasarımcılarıyla dünya modasının merkezi olma özelliğini kazanan Roma’nın meşhur ‘İspanyol Merdivenleri’ sık sık podyum olarak kullanılır. Roma’da alışveriş yapmaya ve kesenin ağzını açmaya kararlıysanız, ünlü markaların olduğu Via Condotti ve civarında dolaşmalısınız. Ama daha uygun fiyatların peşindeyseniz Cola di Rienzo’ya uğramalısınız. Roma’da her pazar sabahı kurulan ve saat 13.00′e kadar açık olan ‘Porta Portese’ ev eşyasından giysiye, oyuncaktan antikaya her şeyi bulabileceğiniz bir semt pazarı olarak turistlerin emrine amadedir.

Ne değişik bir oda değil mi?Mobilyaların şıklığımı desem, odanın sadeliğimi desem? Yoksa pencerede tül olmadan doyasıya izlenecek manzaramı desem?,Hem çabukta temizlenir burası sağda solda fazla döküntüde yok…

Üstelik bir tarafta televizyonu koltukta izle sonra hopppp çevir arka tarafa yatarak izle:)Ama
Sade görünsede sanırım ben manzara ve LCD televizyon dışında hiçbir yönünü beğenmedim bu mobilyanın…..Sizce?

Fransa sahillerinin en ‘tiki’ kenti Cannes; dünya jet-set’inin bir numaralı tatil beldesi. Her adımda bir ünlüyle burun buruna geleceğiniz Cannes’da her gün bir festival havasında yaşanıyor.
19. aristokrasisinin potansiyel tatil yeri olarak keşfedilen Cannes; Akdeniz’in incisi olarak dünyanın en şık kalabalığını ve yatlarını ağırlıyor. 1939 yılından beri Cannes Film Festivali’ne ev sahipliği yapan şehir; lüks otelleri, restoranları, butikleri ve canlı gece hayatı ile Fransa’nın turizm gözbebeği olmaya devam ediyor.
HER GECE AYRI BİR EĞLENCE
Dünyanın en ünlü isimleri, Cannes’ı ‘favori tatil yeri’ olarak gösteriyorsa bunun elbet bir sebebi olmalı! Şehir yaz kış, sabahtan akşama kadar binlerce güzelliği bir arada sunuyor. Tarihi ve kültürel olanaklarının yanı sıra; canlı gece hayatı, plajları, restoranları ile Cannes, dünya jet-set’inin vazgeçilmezi olmayı sürdürüyor. Her gecenin adeta bir festival gibi yaşandığı tatil beldesinde; casinolar, diskolar, piyano barlar, müzikaller dışında da sayısız eğlence alternatifi var….
Dip not:Ünlü yönetmenlere kendilerini beğendirmek isteyen kızlar Cannes sahillerinde değişik aktivitelerde bulunuyorlarmış gidip görmekte fayda var:))

Başrollerini Çetin Tekindor, Hümeyra, Yetkin Dikinciler, Şerif Sezer, Melis Birkan, Feride Çetin gibi ünlü ve Çağan Irmak’ın gözde oyuncularının oluşturduğu Ulak adlı film için Kilyos’ta bir köy kuruldu.
Senaryosunu da Çağan Irmak tarafından yazılan ‘Ulak’ın çekimlerine mayıs sonunda başladı ve temmuz ortasında son buldu. Filmin müziklerine, ‘Babam ve Oğlum’un film müziği ile ‘2006 World Soundtrack Discovery of the Year’ (Dünya Film Müzikleri Yılın Keşfi) ödülünü alan Evanthia Reboutsika imza attı.
Zaman ve mekan kavramı olmayan filmde; bir köydeki düzen ve geçmişindeki sırlarla bir anda çıkagelen Zekeriya’nın bir tür mesih gibi anlattığı ‘Ulak’ın bir gün gelip onları kurtaracağına inanan çocuklar konu ediliyor. Filmin şubatta vizyona girmesi planlanıyor.

En derin kuyudan daha derindeydiler.
En karanlık kalpten daha siyahtılar.
Hiç umut yoktu.
Ve bir gün, heybesinde sırlarla, uzak bir diyardan
“O” geldi.
Onlara sevmeyi, inanmayı ve cesareti anlattı.
İnananlar beklediler, çünkü biri daha gelecekti.
![]()

Eşimin anlata anlata bitiremediği ve benimde resimlerden tanıdığım İspanya’nın en güzel kenti Alicante hakkında birazda araştırma yaptım.
Güzel bir sahile sahip olan iskelelerin etrafında cafe’leriyle ve hemen alışabileceğiniz ılık havasıyla huzur veren ,caddelerin bir ucundan baktığınızda hepsi aynı boy ve yükseklikte görünen panjurlu evleriyle ve her daim bakımlı insanlarıyla iç açan kuzeye doğru alınan dört saatten sonra Madrid’e ulaşılabilen aspe’siyle ve villena!siyle şarap festival ve tarih kokan şirin bir kent Alicante….