Son günlerde müzik kanallarında dönen Aslı Güngörün KALP KALBE KARŞI DERLER adlı şarkısı dikkatleri çekiyor..Aslıya bu şarkıda FERHAT GÖÇER de harika sesiyle eşlik ediyor…
KALP KALBE KARŞI DERLER
Uyandım birden seninle
Gece üçü bulmamış
Bir bulut durdu gözümde
Hasret bize uymamış…
Kalp kalbe karşı derler
Sende üzüldün mü
Ay bile çeker gider
Geceyi düşündün mü…
Yanlızlık bende saklı
Çıkmaz bir an dışarı
Elimde bir fotoğraf
O şimdi burda olmalı…
Kalp kalbe karşı derler
Sende üzüldün mü
Ay bile çeker gider
Beni hiç düşündün mü…
Sensizlik bende saklı
Çıkmaz bir an dışarı
Elimde bir fotoğraf
O şimdi burda olmalı…
“Babam ve Oğlum” ile izlenme rekorları kıran Çağan Irmak imzası taşıyan “Ulak” 25 Ocak’ta vizyona girecek. “Maskeli Beşler” ile “Çılgın Dersane” serilerinin devam filmleri de ocak ayında seyirci ile buluşacak.
“Babam ve Oğlum” ile gişe rekorları kıran yönetmen Çağan Irmak’ın filmi, 25 Ocak 2008’de vizyona girecek.
Başrollerinde Çetin Tekindor, Hümeyra, Yetkin Dikinciler, Şerif Sezer, Kaya Akkaya, Melis Birkan, Feride Çetin, Şener Kökkaya, Mahir İpek, Zuhal Gencer Erkaya, Mahmut Gökgöz’ün rol aldığı filmde ayrıca 25 kişilik bir çocuk oyuncu kadrosu da kamera karşısına geçti.
“Babam ve Oğlum”un film müziğiyle “Dünya Film Müzikleri Ödülleri Yılın Keşfi” ödülünü alan Evantia Reboutsika’nın yaptığı filmin müziklerini Greek String Orkestrası seslendirdi.
Filmin görüntü yönetmenliğini, 2003 Uluslararası Saraybosna Film Festivali’nde “En İyi Film-Kodak Ödülü”nü ve 1990 Belgrad Film Festivali’nde Altın Madalya ödülünü alan Mirsad Herovic, genel sanat yönetmenliğini ise 4 kez Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde “En İyi Sanat Yönetmeni” ödülünü alan Mustafa Ziya Ülkenciler üstlendi.
“ÇOCUK”
Türkiye’nin “ilk fantastik çocuk filmi” olarak nitelendirilen “Çocuk” 18 Ocak 2008’de vizyona girecek.
Yapımcılığını Sinan Çetin’in üstlendiği yapıt “Polis” filminin yönetmeni Onur Ünlü imzası taşıyor. Başrollerinde “Babam ve Oğlum” filminin çocuk yıldızı Ege Tanman, Tuba Ünsal ve Hayko Cepkin’in yer aldığı filmin animasyon ve görsel efektlerini Cem Erdoğan hazırladı. Filmin konusu kısaca şöyle:
“Küçük yaşta kaçırılıp bir hırsız çetesinin eline düşen ‘çocuk’ çetenin en başarılı hırsızıdır. Hırsızlık yapmasının sebebi ise her 30 bin YTL’lik hırsızlık yaptığında çeteden bir çocuğun ailesine iade edilmesidir. Filmin kahramanı, bir gün, çocuklardan nefret eden fakat özel bir televizyon kanalında çocuk programı sunan Rüya (Tuba Ünsal) ile tanışır. Rüya’nın çalıştığı kanalın sahibi İsfandiyar’ın (Hayko Cepkin) amacı ise kanalından bir kutuyla yayın yapıp dünya üzerindeki tüm çocukların hayal gücünü engelleyip onları mutsuz olmasını sağlamaktır.”
Çok yakın bir arkadaşım bizi doğumgününe davet etti.Pasta kesilmeden az önce,hepimize Robert Frost’un Sapılmamış yol şiirinin(Yol ikiye ayrıldı diye tercüme edilmiştir.)yazdığı birer kağıt verdi ve hayatımızda sapmadığımız hangi yolun,kaderimizi değiştirdiğini anlatmamızı istedi!Önce sıcak bir öğleden sonra gevşekliğiyle bu görevi protesto edip,dedikodu yapmayı tercih edeceğini söyleyenler çıktı,sonra kendimizi kaptırdık…Bir arkadaşım Amerika’da aldığı parlak iş teklifini reddedip,aşık olduğu için Türkiye’ye döndüğünü,sapmadığı o kariyer yolunun hayatını nasıl değiştirdiğini anlattı.Bir diğeri kendini yıpratan bir aşkı,evlilik arifesinde nasıl ani bir kararla bitirdiğini..Bir başkası asla çocuk yapmayı planlamadığı bir dönemde karşısına çıkan bu yola,aniden nasıl saptığını,bir diğeri de işletme eğitimini yarıda bırakıp istediği bambaşka mesleğin peşinden gittiğini…ARKAYA BAKMAMAK LAZIM
Sadece iş, aşk ve çocuk alanındaki yollardan bahsedilmedi tabii,,Kilo vermek,seyahate çıkmak birinin yüzüne telefonu kapatmak gibi ufacık kararların bile hayatı nasıl etkileyebildiğini konuştuk.Öteki yol seçilseydi senaryo nasıl gelişirdi kimimiz üç aşağı beş yukarı tahmin ettik,bazılarımız hayal bile bile edemedi..Ama herkes üç aşağı beş yukarı seçtiği yoldan memnun görünüyordu.Ben dergi editörüyken,bir akşamüstü çalan telefondan bahsettim.Çalan telefonun öbür ucunda ATV’nin tanıtım bölümü vardı ve yeni hazırlamakta oldukları bir programın anlatıcılığı için deneme çekimi yapıp yapamayacağımı soruyorlardı.Programın adı G.A.G olacaktı.Önümde iki yol vardı “ Çok teşekkürler, ilgilenmiyorum,” demek yada onların rica ettiği gibi alt kata inip yüz yüze konuşmak…sebebini bilmiyorum ama ben ikinci yolu seçtim! Ve galiba hayatımın en doğru kararlarından birini vermiş oldum!Dün bir röportajda,geldiğim noktada nelerin etkili olduğunu sordular.Çalışma mı?yetenek mi? Şans mı?Belki hepsi.Belki de hiçbiri..Galiba kaderimizi esas değiştiren cesurca verdiğimiz kararlar.Bir yolu seçmek ve sonra arkaya bakmamak..Secret kitabı ve belgeseli,bu yıl bütün dünyada olay yarattı.Etrafa arabasının dikiz aynasına,bilgisayarının buzdolabının üzerine “bir hafta içinde aşkı bulacağım,” “Trilyonlarca para kazanıp villa alacağım”, “Kısa zamanda başarılı ve ünlü olacağım, herkes bana bayılacak”yazmış insanlar görüyorum.Kusura bakmasınlar,bu ipuçlarını görür görmez ,onlar hakkında ilk düşündüğüm;ümitsiz durumda oldukları!45 yaşındaki birinin olimpiyat koşucusu,iki lafı bir araya getiremeyen bir cahilin bir anda dünyaca ünlü bir romancı olması için Secret değil,mucize gerekir.Ama şuna katılıyorum,hayatta doğru yollara sapmak,insanın kendi elinde.Hatta o yollarıyaratmak bile!Robert Frost’un şiirinin son kıtası şöyle:Anlatacağım derin bir iş çekişle yıllar yılı,her zaman her yerde ormanda iki yol ayrıldı ve ben daha az katedilmiş olanı seçince bütün farkı bu yarattı..Galiba yol ayrımlarında ilk düşünülen ve uygulanan kararın hep en doğru karar olduğu zamanla ortaya çıkıyor.Herkes kendi yolunu seçtiği zaman kader daha merhametli davranıyor.Zira pişmanlık,yeryüzünün en faydasızduygusu!
Sayfamın Google’den gelenler istatistiğine baktığımda en çok İpek yolu ve müziğinin arandığı gördüğümde bende bu konuya bir el atayım misali ilk başta bende Google’de İpek yolu müziğini araştırdım.İpek yolunun müziğini dinleyince hayal mayal de olsa müziğinden bir şeyler anımsadım.İpek yolu cennet ve Dünya Oueen Millenia,Soong Sisters gibi belgesel film ve animasyonların müziklerini hazırlayan dünya çapında ünlü olmuş Japon synthesizer müzisyeni.Asıl adı Masanori Takahashi olan Kitaro,dünyaca ünlüismini gençlik günlerinden,o sıralar Japonya’da çok sevilen bir çizgi filmin kahramanından almış.Ge Ge Ge no Kitaro….1953 Toyohashi doğumlu olan Kitaro bir çiftçi ailenin çocuğu olarak dünya ya gelmiş,daha küçükken babası ona Mini Moog (birkaç oktavlık synthesizer) hediye etmiş ve böylece müzikle ilgilenmeye başlamış.Kitaro kendini yetiştiren alaylı müzisyenlerden hatta tek bir nota bile bilmiyormuş.
İpek yolu belgeseli Kitaro’nun dünya çapında ün kazanmasını sağladı.Başta o unutulmaz Silk Road melodisi olmak üzere Caravansary,Takla Makan Desert,Tienshan,Never Let You Go gibi parçaları da çok sevildi….
Bu fotoğrafı www.sizofrengi.net in sayfasından arakladım(haberi var ama)…Fotoda bi değişiklik var ben bulamamıştım ama sonra öğrendim…Bakalım siz bulabilecekmisiniz?
Bir zamanlar star Tv de yayınlanan orijinal adı EL-CLONE (Aşkın Peşinde) adlı diziyi ne çok severdim…Youtube’de görünce o günleri hatırladım birden….Hiç bir bölümünü kaçırmadan büyük bir zevkle izlerdim….Filmin Bir kismi Rio de Janeiro diger kismi Fas da Morocco geciyordu.Müslüman bir genç kızın Hıristiyan gence olan aşkı ve yaşadığı pek çok engellere rağmen aşkının peşinden nasıl koştuğunu anlatan bir diziydi…Keşke Star Tv tekrar yayınlasa yine aynı zevkle izleyeceğime eminim:)
Aman Allahım bu diziyi öyle zevkle izliyorumki,nadir izlediğim diziler var zaten YAPRAK DÖKÜMÜ de o dizilerden bir tanesi…..Reşat Nuri Güntekin ‘in eserinden uyarlanılarak yapılmış harika ötesi bir dizi (bence)..Başrollerinde daha öncede baba evinden zevkle izlediğim rolü de üstüne cuk diye oturmuş Halil Ergün,taaaaa onu ferhunde hanımlardanda takip ettiğim suzi (Güven hokna) Bennu yıldırımlar ve daha nice usta sanatçıların rol aldığı bu dizi beni acayip etkiledi…Hikayemi desem, başarıyla oynanmış rollermi desem,yoksa beni başka alemlere götüren müziklerimi desem…..(Haa, bu arada dizinin arasında hüzünlü sahnelerde çalan keman ağırlıklı müzik hakkında bilgisi olan bildirsin bana lütfen)…Nedense içimde hep; buruk bir baba sevgisi eksikliğinden olsa gerek Halil Ergün’ün çocuklarına olan bağlılığı belkide bu dizide beni etkileyen yön…..Sonuç ne olursa olsun ben her çarşambayı iple çekiyorum….ve gelişmeleride çok merak ettiğim için Reşat Nuri Güntekin’in Kitabını okumayacağım şimdilik….