ATATÜRK VE KAYIP KITA MU

5 comentarios »

 

MU KITASI VARSAYIMI VE BİLİMDEKİ YERİ

İlk kez Churchward tarafından ortaya atılan ,geçmişte üzerinde ileri bir uygarlıgın bulundugu ,Pasifik Okyanusun’da bir kıtanın varlıgı konusundaki görüş ,çeşitli belge ve bulgular mevcut olmakla birlikte ,henüz arkeologlar arasında yaygınlık kazanmamış bir varsayım yada görüşten ileri gidememiştir.

Ayrıca Türklerin de Mu Kıtasından geldikleri konusunda da çeşitli görüş ve varsayımlar da mevcuttur.CHURCHWARD’IN İDDİASI Bu iddiaya göre;Mu Uygarlıgı’nı araştırmaya başlaması,Batı Tibet’teki adını vermedigi gizli bir tapınagın arşivlerinde bulunan ,çok eski bir dilde yazılmış olan NAACAL TABLETLERİ’ni okumasıyla başlamıştır.Söyledigine göre,bu tabletleri okuyabilme becerisini de yine o tapınakta bulunan bir Tibet Rahibi’ nden ögrenmiştir.Churchward sonraki yılarda Amerikalı JEOLOG WİLLİAM NİVEN’in Meksika’da ortaya çıkardıgı tabletler üzerine çalışmıştır.Churchward’a göre ,günümüzde Meksiko Müzesi’nde bulunan 1921-1923 yılları arasındaki kazılarda keşfedilen bu 2600 tablet ,Tibet’te ögrendigi Naga-Maya dilinde yazılmıştı.Churchward’a göre bu tabletler 15.000 yıl önce yazılmıştı. Mustafa Kemal Atatürk 1930′lu yıllarda James Churchward’ın kitaplarından haberdar olmuş ve kitaplarını getirtmiştir.Kitaplardaki bilgileri kısa zamanda ögrenebilmek için 60 çevirmene kısım kısım çevirtmiştir.Ardından Tahsin Mayatepek’i Meksika’ya elçi olarak göndermiştir.Meksika’da Maya Kültürü’nü inceleyen Tahsin Mayatepek,Türk ve Maya dillerindeki pek çok sözcügün aynı oldugunu saptamıştır.Bu sözcüklerden biri de Türkçe’deki ”tepe’’sözcügüydü(maya dilindeki karşılıgı’tepek’idi ve ‘tepe’anl** geliyordu).

Bunun üzerine M.K.Atatürk Meksika’ ya elçi olarak atadıgı Tahsin Bey’in soyadını ”MAYATEPEK’‘olarak degiştirmiştir.İki kültür arasında daha pek çok benzerlik vardı;Mayalar’ın ayyıldızlı davullarından,şamanik kültürlerinden ,kilim desenlerinden ,sembollerinden,tüy takma alışkanlıklarına kadar pek çok ortak nokta mevcuttu.Tahsin Mayatepek çalışmalarını belge ve fotograflarla 3 ciltlik bir defter olarak Atatürk’e gönderdi.Bunların ikisi 1970′lere kadar TDK KÜTÜPHANESİ’NDE bulunuyordu.3.defter kayıptır.Bu defterlerde dini tören,ibadetve tapınaklarda da benzerlik oldugu belirtiliyordu.

 Bu konuyla  ilgili daha detaylı bilgiyi Sinan Meydan’ın yazdığı  ”Atatürk ve kayıp kıta Mu” adlı kitabında bulabilirsiniz..Ben aldım en kısa zamanda okumayı planlıyorum

DÖRT ANLAŞMA

Sin comentarios »

Doyumlu ve haz dolu bir yaşam sürmenin sırları… Binlerce yıl öncesinden günümüze kadar gelen Toltek Bilgeliği, modern insanın tıkanan nefes borularına küçük bir rehabilitasyon uyguluyor. Sinema dünyasının iki güzel yıldızı Sharon Stone ve Jodie Foster, çevresindeki herkese bu kitabı okumalarını öneriyorlarmış.
“Eğer doyumlu ve haz dolu bir yaşam sürmek istiyorsanız,” diyor Toltek bilgeliğini araştıran Don Miguel Ruiz, “korku-temelli anlaşmalarınızı feshetme cesaretini göstermeniz, bireysel gücünüze sahip çıkmanız gerekiyor. Korku temelli anlaşmalar çok enerji emerek bizi tüketir, sevgi temelli anlaşmalar ise az enerjiyle çok şey yaratırlar.” Bireysel gücümüze sahip çıkmak için ise önümüzde “dört anlaşma” var.Artık yeryüzünde pek az takipçisi olan Meksika kızılderililerinin uyguladığı bir yaşam sanatı, modern insanın tıkanma noktalarını rehabilite ediyor. Maya uygarlığını zirvelere çıkaran bu bilgelik, bir din değil, bir felsefe, bir ideoloji değil. Tam olarak bir yaşam sanatı… Bu yüzden de tasavvur edilen, soyut şeylerden değil, tam olarak bizzat kendimizden ve hemen yaşamımızda uygulayabileceğimiz şeylerden bahsediyor. Biraz cesaret, ısrar, alışkanlıklarımızı değiştirme çabası ve güçlü bir irade… Toltek yaşama sanatını uygulamak için sadece bunlar yeterli. Ve tabii, bu bilgeliğin esaslarını da kavramak gerekiyor.
Kendisini doğanın ve evrenin bir parçası olarak kabul eden ve doğal yasalara uyumlu bir yaşam sürdürmeyi amaçlayan “Toltek bilgeliği” yıllar önce, Carlos Castaneda’nın elden ele dolaşan bestseller kitap dizisi “Don Juan Öğretileri” sayesinde keşfedilmişti. İşte bu Toltek yaşama sanatının esaslarını kitap da, Castaneda’nın açtığı yoldan ilerliyor.Castaneda’nın kitaplarından tek farkı, neredeyse bir “hap” kitap olması…
“Bilgi insanı” anlamına gelen Toltek, yaşadığımız hayatı, gördüğümüz ve işittiğimiz herşeyi bir “rüya” olarak yorumluyor. Beynimiz uyanıkken görülen bir rüya… Beynimiz açık olduğu için, herşeyi sıra sıra algılarız, bu yüzden de herşey somut görünür. Her an gördüğümüz ve milyonlarca insanın gördüğü bu bireysel rüyalar, bir tür toplam rüya oluşturur. Biz, bu kollektif rüya ile neye inanmamız gerektiğini öğreniriz. Bu rüyaların bilgisi bize aktarıldığı anda, bir tür kozmik anlaşmaya katılmış oluruz. Katılmış olmak ise inanmak anlamına gelir. Don Miguel Ruiz’in yüzyıllar öncesinden toparladığı bilgilere göre, anlaşmaya katılarak hepimiz ehlileştiriliriz; nasıl yaşayacağımızı ve nasıl rüya göreceğimizi öğreniriz. Kendimiz olmaktan korkarız, çünkü kendimiz olduğumuzda reddedilmekten korkarız. Böylece olmadığımız biri haline geliriz. Gerçekte kim olduğumuzu unuturuz.
İşte bu ölümcül ruhsal yalnızlık duygusundan korunmak ve çıkış bulabilmek için Toltek bilgeliğinin bir önerisi var: yeni bir rüya… Yaşamımızı yöneten anlaşmaların farkına vararak, anlaşmalarımızı değiştirmek… Bunun için ise dört anlaşma yapmamız gerekiyor…
Birinci anlaşma, bu dört anlaşma arasında en önemli olanı ve en zor olanı: “kullandığımız sözcükleri özenle seçmemiz, bu sözcükleri savruk, kendi başına kullanmamamız”… Çünkü ağzımızdan çıkan her söz yeni bir anlaşmayı onaylamak demek.
İkinci anlaşma, birinci anlaşmadan doğar ve “hiçbir şeyi kişisel algılamamak”tır…Çünkü herşeyi kişisel algılarsak, yanlış anlaşmalar yaparız. Mesela birisinin bize “çirkinsin” demesini örnek veriyor yazar. Bu söyleyen kişinin kendi duygu, düşünce ve inançlarını ifade eden sözcüğü, kişisel algılayarak kabul ettiğimiz anda, karşımızdakine ait olan yargıyı kişisel ve kendimize ait kılarız. Toltek böyle durumda şöyle der: Sizin benimle ilgili düşündükleriniz, benim için bir önem taşımaz. Çünkü ben ne olduğumu biliyorum. Birisinin bana kim ve ne olduğumu söylemesine ihtiyaç duymuyorum..
Üçüncü anlaşma, “varsayımda bulunmamak”… Çünkü varsaydıklarımıza inanma eğilimimiz vardır. Böylece gerçek olmayan şeyleri gerçekmiş gibi kabulleniriz ve yeni anlaşmalar yaparız.
Ve dördüncü anlaşma, “daima yapabilceğinin en iyisini yap”… Diğer üç anlaşmanın aksiyon halini ifade ediyor. Yaşamı dolu dolu ve yoğun yaşamamız bu dördüncü anlaşmayla pekişmiş oluyor.
Don Migüel Ruiz, yüzyıllar öncesinde kalmış derin bir bilgeliğin izlerini arıyor ve toparlayama çalışıyor. Ama ne yazık ki, bunu modern bir insanın zihniyle yapıyor. Bu yüzden de Toltek bilgeliği kitabı, neredeyse bir cyborg, bir bilgisayar komutu düzeyinde ele alınan bir kitaba dönüşüyor. Bu yüzden de derinliksiz ve mekanik bir kurgu şeklinde önümüze konuyor. Kitabın tek handikabı bu.
Eğer bu kitabı, Sharon Stone ve Jodie Foster’in etrafındaki herkese önerdiğini duymamış olsanız, Dört Anlaşma adlı kitaba yüzlerce kitabın arasından dönüp de bakmazsınız bile. Bir şey çağrıştırmıyor çünkü. Ama neymiş bu iki güzel starın önerdiği kitap, merakıyla şöyle bir karıştırınca kaybolmuş bir bilgeliğin son izleri olduğunu görüyorsunuz. Üstelik, bu mistik bilgelik, modern çağın tornasıyla iyice ve hepten ezilmiş, büzülmüş, yokolmaya yüztutmuş yanlarınızı onarmaya aday olabilecek, kimi ipuçlarını içeriyor.
KİTAPGAZETESİNDEN ALINTIDIR

Herşey Seninle Başlar

Sin comentarios »

Ne güzel bir cümle ”Herşey seninle başlar”bu cümle belki eskiden bir anlam ifade etmemişti bende…Ama kitabı okuyunca bişeyler değişmeye başladı düşüncelerimde..Buna benzer başka kitaplar okumuştum ama bu kitap farklı geldi bana…Herşeyin benimle başlaması güzelmiş..küçük küçük denemeler yapmaya başladım belkide inanma gücünde olsa gerek değişiklikleri hissetmeye başladım sanki…Size bu kitabı alın derim..Üstelik herkes alabilsin diyede sadece 2,5 ytl..Ayrıca Mümin Sekman’ın Kişisel gelişim sayfası (KİGEM) de harika yazılar var ….Benden tavsiye